INSTAGRAM

Birisi kahve mi dedi.. #coffee #kahve #filtreKahve #çayYok #blackCatCoffee Saygı ve özlemle... #10kasim #ataturk Oylardan once daga çıktık 👊 #bilecik #istasyon #instaphoto Demek dağa çıkmışsak #dag #bilecik #kent #ormani #nofilter #istanbul #eminonu #vacation #ferry #sehrin #guzelligi #bilecik Hep birlikte daima en iyiye !! 👏👏👏 😂#atParti #leylailemecnun #secim #oy Hey dude ! You know that we are the best ! #summer #sunglasses Hep soylerlerdi de inanmazdim @kadikoybelediye valla çalışıyormus 👏👏😁

Ne olursan ol.
Ama; önce nefsinin öğretmeni,
vicdanının öğrencisi ol.

Platon

OKUDUĞUM KİTAP

dönüşüm - kafka

TWİTLERİM

SİZDE DİNLEYİN

Bumerang - Yazarkafe

Ev sahiplerinin gözünde öğrenci olmak

Ev sahiplerinin gözünde öğrenci olmak
Herkese selam. Bu yazımda gayet eğitici ve öğretici şeyler anlatmaya çalışacağım. Bir önceki konumda ufakta olsa başıma gelen nalet olası birkaç olaydan bahsetmiştim. İşte onların arasında olan bir olay: herkesin bir gün mutlaka yapacağı işlerden birisi: Ev kiralama. Bu yazım bütün açgözlü, insanlıktan nasibini almamış, gözünü para bürümüş, acaba bu gençleri /öğrencileri nasıl dolandırırım diyen bütün ev sahiplerine gelsin.

Bir öğrencinin kutsal işlerinden birisi eve çıkmaktır. Bilmeyenimiz yoktur herhalde. Bende bu işe Temmuz ayında kalkıştım ve o ramazan ayında, oruçlu halimizle, dinlenmeden 4-5 saat dolaşıp bir daire bulduk. Dairenin hakkını vermeliyim. Konum açısından yeri çok güzel. Tam şehrin göbeği diyebileceğimiz bir yerde. İçi falan da diğer dairelere nazaran çok güzel. En önemlisi ara katta olması ve her iki odanın da güneş alması. Yiğidi öldür ama hakkını ver demişler. Bizimkisi de öyle bir olay.

Neyse evi emlakçıdan bulduk, dolayısı ile bir miktar komisyon verdik. Allah'tan depozito istemedi ev sahibi ama onun yerine ekstradan bir senet imzaladık. Buraya kadar her şey güzel. Asıl olay bundan sonra başlıyor. Kira sözleşmesini imzalarken evde tek başıma kalacağımı söylemiştim fakat şuan için birinin geleceği kesin değil daha sonradan belli olacak demiştik. O da eğer gelen olursa bana haber ver en azından evimde kaç kişi kaldığını bileyim demişti. Makul bir istekti bence. Ters düşünülecek bir şey değildi valla ya da ben kötü düşünmemiştim o anlık. Tamam dedik, anlaştık, imzaladık.

Bayramdan önce bir arkadaşımın kalması kesinleştiği için bende haber vereyim dedim. Aradık. Söyledim durumu. Böyle böyle bir arkadaşımda kalacak yanımda haberiniz olsun dedim. Vay efendim ben sana tek kalacak diye vermiştim, şimdi sen iki kişi kalacağım diyorsun. O zaman kiraya 100 TL zam yaparım. Üstüne üstlük Ekim ayını zamlı hali ile verin dedi direk. Ebe insafsız karı hiç mi insanlık yok sende. Eve bir kişi geldi diye 100 TL’lik zam niye. Ben zaten evi tutmuşum, kira belli, zamanı belli; ister babamı getiririm, ister annemi, istersem sülalemi toplarım getiririm, sanane ve istedikleri kadar da kalırlar. Zam ne alaka. Birde sözleşmeyi değiştirin, yenisini yapın demiş ev sahibi emlakçıya. Sözleşmeyi iptal etmek o kadar kolay mı? Neyse şimdi çıkarız desek bir daha ev bulmaya kalkış, taşın diğer işleri hallet derken epey zaman alacağı için buna bi salak yapalım dedik.

Bir gün sonra tekrar aradım ev sahibini. Ev arkadaşım bu fiyatı kabul etmedi. Zaten zar zor veriyordu daha bunun yanına elektriği, doğalgazı, interneti, suyu eklenince fiyat baya artacak, eee arkadaşımda bunu kabul etmediğini söyledi, zaten uygun bir apart buldu. Hafta sonu toparlanıp oraya geçecek dedim. Tamam dedi. Son durum sözde tek başıma kalıyorum ama fiziksel olarak iki kişiyiz. Eğer gelirse de üniversiteden arkadaşım felan gibi bir şeyler diyeceğiz. Neymiş, aynı dilden konuşmak gerekiyormuş.

Not olarak şunu da ekleyim. Belki bilenleriniz vardır ama bilmeyenler için yararlı olabilir. Şuanda yasalara göre, ev sahibi kiracıyı evden atmak isterse öyle anında atamıyor. Kiracının en fazla 2 ay içerisinde ev bulmasını ve taşınmasını beklemek zorunda. Bu süre kiracının yasal hakkı. Fakat bu iki ay sonunda da kapının önüne koymaya hakkı oluyor.

Gözünüz açık olsun valla yoksa yolunacak tavuk olursunuz.

Olaylar Olaylar

Olaylar Olaylar
Son zamanlarda şu üniversitenin açılmasından dolayı acayip yoğunum. Bir taraftan Eskişehir’de yeni eve çıktım, onun eşya, elektrik, doğalgaz abonelik işleri diğer yandan da yurt dışı işimi halletmeye çalışıyordum.

Gelecek yaz için İngilizce'mi daha da geliştirmek için yurt dışı olaylarına bakayım dedim. Acaba ne yapabilirim diye çok düşündüm. Ufak bir araştırma yaptım ve karşıma iki seçenek çıktı. Work and Travel ve dil okuluna gitmek. Hem maddi açıdan hem de şu anki İngilizce seviyem açısından Work and Travel hayalimi şimdilik ertelemek zorunda kaldım ve Avustralya-Sydney’de 2,5 aylığına bir dil okuluna kayıt oldum. Bunun daha pasaport ve vize işlemleri var ki Avustralya diğer ülkelere göre en zor vize veren ülke konumunda. Umarım bir aksilik çıkmaz ve 20 Haziran 2016’da Sydney’de olurum :)

Geçen hafta sonu hazır kayıt olmaya o kadar İstanbul'a gitmişken gezmeden olmaz diyerekten Avrupa yakasından başladım en son Pendik'te geziyorken buldum kendimi. Harika bir gezi oldu valla. Şunuda söylemeden edemeyeceğim, insan tek başına gezince daha fazla özgür oluyormuş. Bir gezi programı yapacaksanız eğer imkanınız varsa mutlaka tek başınıza çıkın. Gezi sırasında rotasız bir biçimde, canımın istediği gibi her yere girdim, çıktım, oturdum, kalktım :) bunun yanında da İstanbul'daki aklınıza gelebilecek her türlü toplu taşıma aracını da kullandım. Metro, Marmaray, Fünikü –böyle bir aracın olduğunu da bindiğim zaman öğrendim-, Tramvay, Vapur, İETT otobüsleri, Dolmuş… Eksik bir şey kaldı mı :D Aaa Metrobüse binmemişim, onu kaçırmışım :D O Vapurun o sesini ve yanında vapura eşlik eden o martıları gerçekten özlemişim. Aşağıdaki resimler ne demek istediğimi anlatıyordur :)

istanbul manzara

gülhane parkı

gülhane parkı-aşık veysel

Gelelim Eskişehir konusuna. Bütün sorunlarda hep üst üste gelir. Tuttuğum ev konusunda, bizden önceki kiracılar sağ olsun hem ikametgahını sildirmemiş hem de elektrikte borç bırakmışlar. Hal böyle olunca da ben ne elektriği açtırabildim ne de doğalgazı. O kadar koşturmama mı yanayım yoksa okullar açıldıktan sonra birkaç gün elektriksiz ve doğalgazsız kalacağıma mı? Bir insan bu kadar sorumsuz olunur mu? Allah'tan kayıt yenilememi hallettim.

Fotoğraf: Kendi Çekimim / Vapurdan

Hava ayaz mı ayaz :)

Hava ayaz mı ayaz :)
Hayatımda böyle bir soğuk kış görmedim ya. Bence @TDK bu soğuk için yeni bir kelime bulması lazım sıfat da olabilir farketmez yeterki doğru tarif etsin. Çok da takmam aslında soğuğu montumu, şapkamı, eldivenimi, atkımı aldım mı bide içliklerimi giydim mi tamamdır. İçlik önemli hacılar, içliksiz dışarıya çıkılmaz hele ki Eskişehir gibi bi yerdeyseniz giymeyi unuttum demek yürek ister :)



Yunus emre kampüsünden evimin arası aşağı yukarı 25-30 dk felan. Akşam yemeklerini üniversitede yediğim için bu yolu mecburen gidiyorum. Hal böyle olunca bu soğukta bütün tedbirleri almama rağmen eve donmuş bir şekilde geliyorum. Bide evdeyken ki durum var. Sabah kahvaltısı için dışarıdan bir şey alınacağı zaman normal kış günlerinde 2-3 kez düşünürüm çıkmak için ”acaba çıksam mı”, “kim taa markete kadar gidicek bu soğukta”, “oruç mu tutsam”, “akşama makarna yaparım 1 gün idare eder beni” gibi kafamda deli sorular dolanırken, bu soğukta 4-5 kez düşünüyorum ve tabikide her zaman üşengeçliğim kazanıyor ve çıkmıyorum hahahaha :D

Düşünsenize hem kar yağıyor, hem rüzgar esiyor hem de hava -15 ile -20 derece arasında. Bütün bu değişkenlik terimlerini toplarsak, bölersek, çarparsak bide olasılık hesabı yaparsak; benim dışarıya çıkma ihtimalim yüzde 0.0000000001. Dışarıya çıkmak için kasaba telefon açıp 1 kilo yürek söylemek gerekiyor tabi kasabın eve hizmeti varsa. Nası bi üşengecim ben ya. Bu havada böyle soğuk espriler normal yani. Gülüyormuş gibi yapın :)

Bu soğuk psikolojimi bozdu cidden. Hava artık ısınmalı bence, fazla uzadı gibi :)

Neyse bu soğukta bir anda Barış Mançonun - Anlıyorsun değil mi ? şarkısı aklıma geldiği için başlığı, parçanın içinde geçen sözü koydum. Madem alıntı yaptık şarkısınıda koymadan olmaz şimdi :)



Fotoğraf: Anadolu Üniversitesi YDYO'da çektiğim bir fotoğraf